BENİM HİKAYEM…

Beyhan Bayraktar Yalçın

beyhan.jpg

Her şey bir kedi ile başladı. Benim tatlı Tuxedom...

Bir rivayete göre maskeli kedilerin tılsımlı olduğuna inanılırmış. Bundan dört sene önce bahçemde onun tiz ağlama sesini duyduğumda, bir hayvanla yaşamaya hiç nalışık olmayan ben, buna kayıtsız kalamamıştım. Minicik, ıslak, kirli ve ölmek üzereydi. Civarda ondan başka hiçbir canlı yoktu ve başka bir hayvan tarafından öldürülmemesi bir mucizeydi. Sadece bakışarak ve parmak ucumla ona zorla dokunarak, tamamen vicdani sorumlulukla başlayan ilişkimiz bugüne kadar banan yaptığı sessiz arkadaşlıkla beni bugünlere getirdi.

Sanat evime adını veren kedim Tılsım, bana çok şey öğretti.

Burası butik bir resim atölyesi. Bense kendimi bildim bileli resmin içinde yaşıyorum. Sanırım elime kalemi aldığım günden beri onu bir tür kendimle buluşma aracı olarak gördüm. Renkler, kalemin kağıt üzerinde çıkardığı ses bana hep huzur verdi.                                       

Hayal kurmayı, konuşmayı, yazmayı, okumayı seven biri için resim, sadece bir hobi olamazdı elbet. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Tekstil Ana Sanat Dalı Bölümü’ne  2. likle girdim. 3.sınıftan itibaren devam eden resim çalışmalarımla birlikte resim dersleri vermeye başladım. Mezuniyetten sonra yetişkinlere ve çocuklara ders vermeye devam ederken aynı zamanda desen koordinatörü ve desen tasarımcısı olarak çalışmaya başladım. Uzun bir süre yaptığım desenlerin hiç tanımadığım ortamlarda yer bulması, hemen hemen gittiğim her yerde tasarladığım desenlerle karşılaşmak, bana sanatta hazzın sadece çizmek değil aynı zamanda düşlerin gerçekleşip insanlarla paylaşılan bir hazza dönüşmesini göstermesi tarif edilemez bir duyguydu benim için.


Sonrasında en büyük hayalim olan “sanat evi” projemi hayata geçirdim. Çekirdek Sanat Evi;) Uzun süreler kendi atölyemde sadece resim dersleri değil, birbirinden kıymetli hocalarım ve sanatçı arkadaşlarımla beraber pek çok dalda dersler verdik, sergiler açtık, etkinlikler düzenledik.
 

Evlenip, hayatımda ki ilk tılsımım oğlum Tibet’imle aktif çalışma hayatıma bir süre ara verdim. Oğlumla çizdim, boyadım, büyüdüm öğrendim. Dışarıdan çalışmalarıma devam ettim ve ikinci büyük tutkum olan felsefeyi okumaya karar verdim. İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girdim ve bitirdim.

Felsefe çok önemli bir yapı taşı oldu benim için…

 

Felsefe geçici olanı değil kalıcı olanı arar…

Geçici değil kalıcı güzelliğin peşindedir…

Ve bunun için soru sorar…

Resim ve felsefe birleşti…

Kedim Tılsım’ la geceleri çalıştığım felsefe ışığında resim bende başka bir vücut buldu…
 

HİÇBİR ACELEMİZ OLMADAN, TADINA VARA VARA, RESİM YAPMAYA, KENDİNLE BULUŞMAYA VAR MISIN? 


YENİDEN BAKMAYA… AMA BU SEFER GÖRMEK İÇİN BAKMAYA VAR MISIN ?

BEN REHBERLİK ETMEYE HAZIRIM!